Ömer Alçep yazdı: siyasette inadına iş yapmak

Araştırmacı-Yazar Ömer Alçep, kaleme aldığı son yazısında yine dikkat çeken bir konuyu ele aldı. İşte Alçep'in "Siyasette İnadına İş Yapmak" başlık yazısı...

Siyaset 20.07.2021 - 18:01 20.07.2021 - 18:21

Araştırmacı-Yazar Ömer Alçep son yazısında, iktidar ve muhalefet partileri üzerinden değişen siyasi taktikleri anlattı.

"Bana öyle geliyor ki siyasette, alışılagelmiş işlerin dışında başka yenilikler, yollar, metotlar üretmek zorundayız." ifadelerini kullanan Alçep, iktidara da önemli uyarılarda bulundu.

İşte Alçep'in o yazısı:

Siyasette İnadına İş Yapmak

Liderler kendi seçmeninin partilerine olan aidiyetlerini güçlendirmek için hem siyasi taktik hem de gündem oluşturmak adına inadına tercihlerde bulunabilirler…Bu tutum geçmişte faydalıydı ama ya bugün? 

Bana öyle geliyor ki siyasette, alışılagelmiş işlerin dışında başka yenilikler, yollar, metotlar üretmek zorundayız. Artık kolayca taklit edilebiliyoruz…Hem ucuz hem de görünürde daha kaliteli…Marka değerimiz iyice azaldı bunun farkında değiliz galiba…

Ankara’da oturan sol görüşlü bir dostumla uzun aranın ardından  görüştük. İlginç yorumu vardı. Ona göre CHP geçmişte başörtülü kızların üniversiteye gitmesine karşı çıkmakla çok büyük hata etmişti. Artık, kızların üniversitede  başörtülü olmaları yetmez, isterlerse çarşaflı da okula gidebilmelidirler. İmam Hatip Lisesi mezunlarının askeri okullara girebilmesi yetmez mümkünse hafız olanlar tercih edilmelidir.  Kısaca şimdiye kadar biz ne istiyorsak , O bizler için birkaç katını istiyordu… Şaştım kaldım. Fakat bunlara mukabil bir şartı vardı o da, Ankara başta olmak üzere belediyeler CHP’li olmalı hatta bir sonraki seçimde de iktidar olmalıdırlar. Anlayacağınız, kurum yönetmenin sağladığı imkanların tadına vardılar… Bundan sonra seçim kazanmak için seçmen ne istiyorsa o yapılacak!  Bitti! 

Eski siyaset kodlarına göre, toplum için faydalı bir işi eleştiren yanlış siyasetçi o işin yapılmasını kolaylaştırırdı. Başörtüsü yasağı böyleydi… CHP’nin bu konudaki düşmanca engellemesi, zulmün ortadan kalkmasını kolaylaştırmış ve Ak Parti’nin sorunu çözmesine zemin hazırlamıştır. Bugün CHP’nin başörtülü kızların örtüsüne karşı düşmanca tutumu olmamış gibi davranması çok ilginç değil midir? Hiç şüphesiz sorunun çözülmesinin tek nedeni Ak Parti’nin siyasi gücüydü. CHP bükemediği bileği öpmektedir.  

Ama bu durum, ülkemizde olduğu gibi dış siyasetin iç siyasete etkisinin fazla olduğu ülkelerde her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Bazen de muhalefet hükümete yanlış yaptırmak için acele edip doğruyu seçer ve hükümete de yanlış seçenek kalır. CHP’nin çok aceleci tavırla Suriye’de Esad’a sahip çıkması hükümete yanlış seçenek olan muhalefeti seçmeyi dayatmıştır. Mısır’da da öyle olmuştur. CHP darbeci Sisi’yi sahiplenince hükümete de muhalifleri kalmıştır. Oysa Türkiye devlet politikası gereği içine sinmese de Esad ve Sisi ile iletişimini kesmemeliydi. Bu durumda CHP hükümetin yaptığını yapmalı,  Mısır ve Suriye’de darbeye karşı durmalı, demokrasiyi öven bir tutum içinde olmalıydı…Buna mukabil hükümette ülkemiz menfaatleri gereği ve oralardaki siyaseti yönlendirebilmek amaçlı mevcut yapılarla iletişim yolunu seçmeliydi. Öyle olmadı…

CHP geçmişte milletimize yaptığı kötülükler nedeniyle kendi üzerinde oluşturduğu olumsuz  intiba sağ siyasetçinin işini son zamanlara kadar kolaylaştırıyordu…Fakat bugün değil!

Dün başörtüsüne sahip çıkan Ak Parti bu etkisiyle seçmen nezdinde puan kazanırken, bugün CHP vitrinine başörtülüleri koyarak bu etkiyi iyice azaltmış durumdadır…Hatta Boğaziçi Üniversitesinde Ak Parti’ye karşı en hararetli protestocu başörtülüydü. 

Geçmişte sağ siyasetçilerin Kuran okumaları, milletimizin çoğunluğunu oluşturanlardan birileri gibi görünmeleri faydalıydı ama bugün İmamoğlu CHP kimliğiyle Eyüpsultan camisinde Kuran okuyan siyasetçi oldu. CHP adaylarının seçim öncesi  Kuran Kurslarına gittiklerini görürsek şaşmayalım.

Seçmenin partisine karşı aidiyetini artırmak için muhalefetin karşı çıktığı bazı işlerin uygulamaya konulması geçmişte iyi bir sonuç verebilmekteydi ama bugün değil! Çünkü muhalefet artık aidiyet duygusu güçlendirilmek istenen Ak Parti’nin de itirazlarını gündeme getirmektedir. 

Buradan bakıldığı zaman,  Hilal Kaplan’ın TRT Yönetim Kurulu Üyesi olarak atanması muhalefetin itirazından daha çok, Ak Parti  seçmeninin itirazıdır. Muhalefet de bu fırsatı değerlendirmektedir. Bu hatalı atamayı inadına yapmak  seçmenin partisine karşı olan aidiyetini  güçlendirmez aksine zayıflatır.
  
Bir partiliye, taşıyıp taşıyamayacağına bakılmaksızın yüksek maaşlı birkaç görev verilmesi de muhalefetten daha çok Ak Parti seçmeninin rahatsızlığıdır. Muhalefet, başta Ak Parti seçmeni olmak üzere tüm seçmenlerin bu konudaki rahatsızlığını gündeme getirmektedir. Bunda inat etmek ve ısrarcı olmak Ak Partilinin aidiyetini artırmaz, aksine zayıflatır. 

Görevlendirmelerde ehliyet ve liyakat eksikliği muhalefetin kuru, boş, temelsiz bir iddiası değil, aksine,  Ak Parti seçmenin itirazlarının muhalefet tarafından gündeme getirilmesi garabetidir.  

Çünkü, Ak Parti kendi seçmenin itirazlarını çözüm için ilgilisi veya yetkilisine taşıyan mekanizmasını kaybetti ayrıca ilgilisi ve yetkilisini de…Hatalarını hem kendi içlerinden tartışanlardan  ve hem de  çözüm yolları üreten sistemden yoksun kaldı. Ne yazık ki oluşan bu boşluktan da rakipleri içeri daldılar. Bu durumda da  Ak Parti seçmeninin itirazlarının gündeme getirilmesi muhalefet partilerine kalmıştır…

Ak Parti çok kısa zamanda acilen kendi iç muhalefetini oluşturmalı ve çözüm yollarını oluşturulan tartışma platformlarında kendisi bulmalıdır…Yoksa kendi seçmenin itirazlarını, siyasi rakipleri olan muhalefetten dinleyen iktidarlar uzun süreli yaşayamazlar…

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@