Metin Külünk uyardı! "Halk önce güven kaybına uğrar, sonra bütün olup bitenler iktidara fatura edilir!"

AK Parti MKYK üyesi Metin Külünk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla; ''Bir Kurulun adeta devlet olmaya soyunduğunu" ifade etti. İşte Külünk'ün 'büyük tehlikeye' dikkat çektiği paylaşımı..

Gündem 03.09.2021 - 23:10 04.09.2021 - 00:28

24, 25, 26. Dönem AK Parti İstanbul milletvekili AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi Metin Külünk sosyal medya hesabından çarpıcı bir açıklamaya imza attı.

Külünk, Bilim Kurulu'nun adeta "devlet olmaya soyunduğunu" ifade etti.

Pcr ve aşı zorunluluğu Başkan Erdoğan'ın dilinde daha esnek ve ikna merkezli iken, Başkan Erdoğan'ı baypas eden bir iradenin varlığına atıf yapan Külünk, büyük tehlikeye dikkat çekerken, yaptığı açıklamanın satır aralarında çok çarpıcı ifadeler kullandı.

İşte Metin Külünk'ün o açıklaması:

Pandemide Salgın döneminden Aşı dönemine geçiş

Kovid 19 hayalet virüs gibiydi. Dünya mesafe aldı ve ne ile uğraştığını biliyor. Her virüste olduğu gibi “olağan kontrol yöntemleri” sürecini işletiyor. Bu sürecin en önemli aşaması aşı sürecidir. Kuşkusuz bu salgın bitti anlamına gelmiyor; ancak salgının kontrolü ve tedavi sürecinin işletilmesi noktasında hayati bir aşama aşı aşamasıdır.
Fakat salgının başlangıcında haklı eleştiri konusu olan;  ancak  dünya ilk defa böylesi bir hayalet virüsle mücadele ettiği için yapılan yöntem hatalarını ve tedbirleri toplumun tölere ettiği bazı uygulamaların aynı ile aşı aşamasında da sürdürülmek istendiğini gözlemliyoruz. Bu noktada endişeleniyoruz; çünkü siyasetin süreci yönetme esnekliği yok ediliyor ve bilimsellik etiketi kullanılarak farklı sorunlara yol açan, halkı bezdiren uygulamalara evriliyor.

Örneğin; Sayın Cumhurbaşkanımız aşının önemini vurguluyor, aşıyı tavsiye ediyor, aşı vurulmak istemeyenlerin iknasını tavsiye ediyor; sürecin çabuk sonuçlanmasında aşının katkısının altını çiziyor; fakat aşı vurulmak istemeyen vatandaşın zorlanmayacağını ve temel hak ve hürriyetlerden, hizmetlerden yoksun bırakılamayacağını hatırlatıyor.

Yani sayın Cumhurbaşkanımız prensibi ve çerçeveyi ortaya koyuyor; fakat iş uygulamaya gelince adeta bir irade “ben çerçeve, prensip falan anlamam!” stratejisi uyguluyor. Bir irade hayatın normalleşmesinden, okulların yüz yüze eğitime başlamasından; günlük hayatın önceki yıllarda olan yasaklara tabi tutulmadan sürmesinden belli ki rahatsız. Adeta “Ülkeyi seçilen irade değil bir kurul yönetir!...” ince siyaseti yürütülmek isteniyor. Veya birileri “Bilimsellik” adı altında iktidara operasyon üstüne operasyon çekiyor.

Örneğin “Aşı yaptırmama hakkın var fakat her hafta pcr testi vermezsen; iş hayatını, ulaşım hayatını, sosyal hayatını unut!...”  dersen;  veya “aşı olan da yakalanabilir; antikor varsa aşı olmasına gerek yok .. gibi bilimsel esneklik gösterip; sonrasında aşı yoksa seni aşı yapmaya mecbur bırakacak her zorluğu çıkaracağız…” taktikleri geliştirirsen; halk önce güven kaybına uğrar sonra bütün olup bitenler iktidara fatura edilir. Hatta işten çıkarmalara “iktidar aşı yoksa alma!” diyor diye başı, sonu politika olan operasyonlara açık alanları açmış olursun.

Salgının başından beri altını çiziyoruz: bilgi çeşitlendiğinde, seçenekler arttığında ve halk arayışa girdiğinde; süreci yönetecek bir otorite olmak zorunda ve bu otorite sadece ve sadece devlet otoritesidir. Devletin asli görevi de “bilgilendir; seçeneklendir ve geneli memnun edecek sürdürülebilir uygulamayı programla!...” şiarıdır.
Ancak bilim kurulu veya bir grup devleti esir almaya kalkar; “dağılın bakayım; bu bizim işimiz!... herkes bize itaat edecek!” derse ve kamu yönetiminin asgari kurallarını hiçe sayarsa; o zaman bize de hatırlatmak düşer: Devlet ile milleti karşı karşıya getiren her uygulama özü itibariyle ya yönetememektir veya  yönetenleri esir almak gayretidir. Bizden hatırlatması.

Yorumlar (4)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@