Sabah Gazetesi yazarı Altınok'tan Covid-19'a yakalananların ölçümünü yerle bir edecek ifadeler!

Melih Altınok: "Birinci ve ikinci dozu olduğu halde üçüncü aşıyı olmayanlar; hastada olsa, yoğun bakımlıkta olsa, ölsede kayıtlara resmi olarak aşısız geçiyor." dedi. İşte o çarpıcı ifadeler..

Gündem 07.09.2021 - 23:45 07.09.2021 - 23:51

Sabah gazesi yazarı Melih Altınok kaleme aldığı son köşe yazısında çarpıcı ifadelere imza atarak, Covid-19 aşısı hakkında dikkat çekici cümleler kullandı.

Sabah Gazetesi yazarı Altınok flaş bir yazıya imza attı. Melih Altınok: "Birinci ve ikinci dozu olup üçüncü aşıyı olmayanlar kayıtlara resmi olarak aşısız geçiyor." dedi. İşte o çarpıcı ifadeler..

Melih Altınok, Birinci ve ikinci dozu olup üçüncü aşıyı olmayanlar kayıtlara resmi olarak aşısız geçtiğini söyledi. 

İşte bu uygulama nedeniyle hasta olanlar, yoğun bakıma kaldırılanlar yada ölenler ''AŞISIZ'' olarak lanse edilerek açıklanan raporlarda, aşı olmayanlar nedeniyle hastalığın yayıldığı algısı oluşturuluyor.

İşte Altınok'un Covid-19'a yakalananların ölçümünü yerle bir edecek ifadeler kullandığı o çarpıcı yazı:

AŞIKOLİK

Kategorik aşı karşıtları için söylenmeyen kalmadı.
Hatta yalnızca onlar için değil...
Aşıyla ilgili şüpheni dile getiriyorsan, mRNA teknolojisinin mucidi Harvardlı bir profesör bile olsan Uludağ İlahiyat mezunu Ahmet Hakan tarafından bilim düşmanı, yobaz, lümpen ilan edilebilirsin.
Ya da güven vermeyen resmi istatistiklerden huylanıyorsan...
Sonuçları ve yan etkileri hâlâ sağlıklı bir aşı takip sistemiyle kayıt altına alınmayan sıvılar için "görüp beklemek istiyorum" diyorsan...
Düz dünyacılarla ya da envai çeşit uçukla birlikte "aşı karşıtı" diye bir potaya atılıp linç edilmeye davetiye çıkartmış oluyorsun.
Bir de konuşulmayanlar var...

Aşı müptelaları.
Geçenlerde biri Brezilya'da 6'ncı dozunu olurken yakalanmış!
Bizim buralarda da sayıları hiç az değil...
Aşıların bulaşmayı engellemediğini üretici firmalar da söylediği halde "Ben oldum siz de olacaksınız" diye kafa ütülüyor, hakaretler savuruyor, tehdit ediyorlar...
Fatih Altaylı gibi, "Ben enayi miyim, siz de enayi olacaksınız, adam olacaksınız" türünden samimi faşizan hüzünlerini dillendirenler hadi neyse de...
Pandemide yüzlerindeki "muhalif" maskesini vestiyere asıp, "Devletin biyoiktidarının kestiği parmak acımaz" diye söylenmeye başlayan bağımlı devrimcilerin hali gerçekten içler acısı.
Tek savunmaları ise, "aşı olan koronayı daha hafif atlatıyor" iddiası...
Dolayısıyla, aşı olmayıp hastanelerdeki yükü arttırmaya kimsenin hakkı yokmuş.
Aralarında "kul hakkına girer" diyen bile var.
Belli ki birinci ve ikinci dozu olup üçüncüyü olmayanın da resmi olarak "aşısız" kayıtlara geçtiğinden bihaberler.
Sinovac üstüne bir doz da BioNTech'ten sonra yoğun bakımlık olanların hikayelerini duymamışlar...
Zira "zihinsel konforlarını" bozacak diye bilmekten, duymaktan korktuklarını düşünmek istemiyorum.
Çünkü korku en güçlü bağımlılıktır...
İlerledikçe kimini külliyen aşı karşıtı yapar kimini de aşı müptelası.

***

ŞİMDİ DE PCR KARŞITI MI OLDUNUZ?
Mucidi, çok değerli bir yöntem olan PCR'ın ne yazık ki pandemilerde çalışmadığını söylüyormuş.
Boş verin, delidir deli... Baksanıza Nobel almış, fazla zekadan, normaldir...
Turisten PCR istenmiyormuş.
Misafirperver milletiz, idare edin.

İyi de aşılı da virüsü bulaştırıyor, onu ne yapacağız Sayın Bilim Kurulumuz?
Hangi mantıkla bu uygulamayı Sağlık Bakanlığı'na tavsiye ettiniz?
Madem tehlike bu kadar büyük... Ya aşılı diye PCR istenmeyen yolcu hastaysa? Uçağa temiz PCR testini ibraz ederek binmiş sağlıklı aşısızı feda etmiş olmuyor musunuz?
İnanın, bundan sonra göstereceğiniz istatistiklerde "hep aşısızlar pozitif çıkıyor" falan derseniz kimseyi inandırmazsınız.

***

YUH!
Cumartesi günü sosyal medyada "Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize'deki açılış töreninde sahneye çıkardığı çocuğu dövdü" diye bir görüntü paylaşılıyordu.
Bir iki saniyelik görüntüde Erdoğan işaret parmağıyla bir çocuğun başına "Tamam ulan tamam anladık" diye söylenerek vuruyordu.

Muhalefet vekilleri çoktan Erdoğan'ı kınamaya başlamışlardı. Oturdum, görüntünün tamamını izledim. Erdoğan önde kurdeleyi zamansız kesen bir çocuğun "Annem o mektubu size verdi" ısrarını "tamam" diye dalgaya alıyordu. İlerleyen saniyelerde de meşhur olan haylaz da dahil tüm çocuklarla her zamanki gibi sarmaş dolaş şakalaşıyordu. Hep beraber kahkahalarla gülüyorlardı.
Evet başka ne olacaktı ki zaten?
Vahim olan, karşılarında çocuklarla diyaloğu alameti farikası olan Erdoğan gibi bir siyasinin bile milyonların önünde çocuk dövdüğüne inanacak bir kitle olduğunun farkında olmaları. Vay halimize.

Yorumlar (1)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@