Evde karantina o hastalığın patlamasına neden oldu

Türkiye'de uyuz vakalarında 2 buçuk kat artış tespit edildi. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Su Küçük, vakalardaki artışın sebebini karantina sürecinde evlerde kapalı kalan insanların temasının artmasına ve kaşıntı ile belirti veren sürecin göz ardı edilmesine bağladı.

Sağlık 24.02.2021 - 15:10 24.02.2021 - 15:10 Bülent Deniz

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Su Küçük, uyuz vakalarının Mart-Eylül 2019 ile Mart-Eylül 2020 tarih aralıklarında 2 buçuk kat arttığını açıkladı.

Küçük, uyuz vakalarının artış sebebini ise şu sözlerle dile getirdi: 

"İnsanların karantina sürecinde kapalı ortamda kalmaları -özellikle kalabalık ailelerde- ev içi bulaşların artmasına neden olmuştur. Ayrıca kaşıntı şikayeti olan kişiler de pandemi korkusu ile hastaneye başvuruda bulunmamış, tedavide gecikmeler yaşanmıştır.  Tedavinin gecikmesi ise hastalığın daha fazla yayılması riskini doğurmakla birlikte tedavi direncine de neden olmuştur.”

'Vakalar Avrupa'da da arttı'

Son 5 yıldır uyuz vakalarının ülkemizde giderek arttığını gözlemlediklerini söyleyen Prof. Dr. Küçük, “Kovid-19 pandemisinde uyuz salgınına dikkat çeken İspanya’dan yapılmış bir çalışma ile karşılaştık. Bu çalışmada da insanların eve kapanması, evde akrabalarla geçirilen zamanın artması ve insanların bu dönemde çok zorunlu kalmadıkça hekime başvuramamalarının uyuz salgınında etkili olduğu belirtilmektedir” dedi.

'Uyuzun iki önemli belirtisi var'

Prof. Dr. Küçük iki belirtiye dikkat çekerek, "Bite benzer, gözle görülmeyen bir parazit türü olan Sarcoptes scabei hominis akarının deri altına yerleşmesi ile ortaya çıkan hastalık; vücudun farklı bölgelerinde kaşıntı, döküntü ve deri yaralarına yol açar. Özellikle geceleri artan şiddetli kaşıntı ve aynı aile bireylerinde benzer şekilde kaşıntı ve döküntünün ortaya çıkması uyarıcı en önemli iki belirtidir'' ifadesini kullandı.

Hastalarda kaşıntının en çok gece ve sıcakta artış gösterdiğini belirten Küçük, "Bazen küçük su dolu kabarcıklar, bazen kirli görünümde tünel dediğimiz çizgi şeklinde yapılar, küçük kabuklanmalarla doktora başvurabilir. Bel ve göbek çevresi, el bileği iç yüzü, parmak araları, kalçalar, koltuk altları, kadınlarda meme bölgesi, erkeklerde genital bölge daha sıklıkla tutulur. Bebeklerde ve yaşlılarda farklı olarak; avuç içi ve ayak tabanları, yüz, boyun hatta tüm vücut tutulabilir” diye konuştu.

'Kedi köpekten bulaşmaz, eşyadan bulaşır'

Prof. Dr. Küçük, “Fiziksel temas ile kişiden kişiye çok kolay bulaşan uyuz hastalığı, sanılan aksine kedi ve köpek gibi hayvanlardan insana bulaşmaz. Aynı zamanda hastalık paraziti taşıyabilen eşyalar yoluyla da bulaşabilir. Özellikle aynı kıyafetleri giyen, aynı yatağı veya aynı havluyu paylaşan kişiler arasında daha kolay yayılan uyuz hastalığı, yaş ve cinsiyet ayırt etmeksizin bulaşır. Her kaşıntı tabi ki uyuz belirtisi değildir. Kaşıntının pek çok farklı sebebi vardır” dedi.

Uyuza karşı korunmak için ne yapılmalı?

Uyuzun çok bulaşıcı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Küçük, "El ele tutuşma, dans etme gibi uzun süreli deri teması (20 dakikayı aşan temaslar) ve cinsel ilişki ile bulaşabilir. Ayrıca uyuz enfeksiyonu olan biri tarafından kullanılmış olan giyecekler, yatak örtüleri veya havluları paylaşma yoluyla da bulaşabilir. Hastalar tedavi sonrasında iyi bir banyo yapmalı, bütün giysiler, yatak çarşafları, nevresim ve örtüler 60  derecede yıkanıp kızgın ütüyle ütülenmelidir. Yıkanamayacak eşyaların ağzı kapalı poşet içinde yaklaşık 3 gün tutulması önerilir” açıklamasını yaptı.

'Uyuz tedavisi tüm aile bireylerine eş zamanlı uygulanmalı'

Prof. Dr. Küçük, “Tedavide en önemli kural aynı ortamı paylaşan kişilerin ve aile bireylerinin de, şikâyetleri olmasa dahi eş zamanlı olarak 1 kür tedavi uygulaması gerekliliğidir. Bu anlamda; şüpheli kaşıntısı olan kişilerin doktora başvurması, doğru ve yeterli tedavinin alınarak yayılmanın önlenmesi açısından çok önemlidir” diyerek sözlerini tamamladı.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@